← Tüm yazılar

Maersk Neden Vazgeçti?

16 Ekim 2026 · 4 dk okuma

1.Giriş

29 Kasım 2022'de dünyanın en büyük konteyner taşıyıcılarından Maersk, kısa bir açıklamayla lojistiği değiştireceği iddiasıyla başlattığı bir projeyi kapattığını duyurdu.

Projenin adı TradeLens'ti. IBM'le birlikte geliştirilen bu blokzincir tabanlı platformun amacı, küresel denizyolu taşımacılığındaki bilgi ve belge akışını tek bir ortak dijital çatı altında toplamaktı.

Blokzincir, kayıtların tek bir merkezde değil, ağdaki tüm katılımcılarda aynı anda tutulduğu ve hiçbir tarafın bu kayıtları tek başına değiştiremediği bir teknolojidir.

Peki sektörün en güçlü oyuncularından biri, bu kadar emek verdiği bir sistemden neden vazgeçti?

2.Tek Bir Konteynerin Yolculuğu

Kenya'dan Hollanda'ya gönderilen bir konteyner dolusu gül düşünün. Kâğıt üzerinde basit bir iş: Çiçekler paketlenir, konteynere yüklenir, gemiyle taşınır ve alıcıya teslim edilir.

Gerçekte ise durum çok farklı. Maersk, 2014'te böyle bir sevkiyatı baştan sona takip ettiğinde tek bir konteynerin yolculuğuna yaklaşık 30 farklı kişi ve kurumun dahil olduğunu, aralarında 200'den fazla yazışma ve belge alışverişi yaşandığını gördü. Çiftçi, ihracatçı, nakliye komisyoncusu, gümrük idareleri, liman yetkilileri, bankalar, sigortacılar ve taşıyıcı... Her birinin kendi sistemi, kendi evrakı ve kendi onay süreci vardı.

Bu karmaşanın bedeli de ağırdı. Belgelerden biri geciktiğinde konteyner limanda bekliyor, bozulabilir bir ürün olan güller zaman kaybettikçe değer kaybediyordu. Bir evrak kaybolduğunda ya da iki kurumun kayıtları birbirini tutmadığında, sorunun nerede olduğunu bulmak bile uzun zaman alabiliyordu. Asıl sorun, malın kendisini taşımak değil, malın etrafındaki bilgiyi taşımaktı.

TradeLens tam olarak bu soruna çözüm olarak ortaya çıktı.

3.Büyük Vaat ve Başlangıç (2018–2020)

Maersk ve IBM, Ocak 2018'de bu karmaşayı çözmek için güçlerini birleştirdiklerini duyurdu. Ağustos 2018'de TradeLens resmi olarak tanıtıldı.

Bir sevkiyata dahil olan herkes, aynı bilgiyi aynı anda görecekti. Konteyner limana ulaştığında, gemiye yüklendiğinde ya da gümrükten geçtiğinde, bu bilgiye tüm yetkili taraflar anında erişebilecekti. Belgeler e-postalarda, fakslarda ve kâğıt dosyalarda kaybolmak yerine tek bir ortak sistemde tutulacaktı. Blokzincir sayesinde de hiç kimse bu kayıtları sonradan değiştiremeyecekti.

2019'da Maersk'in en büyük rakiplerinden MSC ve CMA CGM, 2020'de ise Hapag-Lloyd ve ONE platforma katıldı. Kâğıt üzerinde artık dünyadaki konteyner taşımacılığının büyük bir bölümü aynı çatı altındaydı.

O yıllarda blokzincir, lojistik konferanslarının en çok konuşulan konusu oldu. TradeLens de bu heyecanın en somut örneğiydi. Sektörün en büyük oyuncuları aynı masaya oturmuştu ve geriye sadece sistemin işlemesini beklemek kalıyordu. Ama beklenen olmadı.

4.Çatlaklar

4.1. Herkes Birbirini Bekledi

TradeLens gibi bir sistem, ancak herkes katıldığında değer kazanabilirdi. Bir sevkiyattaki otuz taraftan sadece on taraf sistemi kullanıyorsa, geri kalan yirmi tarafla yine e-posta ve kâğıt üzerinden haberleşmek gerekiyordu.

Bu durum bir kısır döngü yarattı. Şirketler, başkaları katıldığında sistemin işe yarayacağını düşünüp bekledi; diğerleri de onları. Herkes beklediği için de sistem hiçbir zaman yeterince kalabalık olmadı. Taşıyıcılar dışındaki taraflar, yani ihracatçılar, nakliye komisyoncuları ve bankalar, beklenen sayıda katılmadı.

4.2. Kâğıt Yok Olmadı

Deniz taşımacılığının en önemli belgelerinden olan konşimento hâlâ kâğıt olarak hayatımızdaydı.

Sorun şuydu: Pek çok ülkenin hukuku, konşimentonun dijital halini kâğıt asıl kadar geçerli saymıyordu. Şirketler de bu yüzden aynı işi hem dijitalde hem kâğıtta yapmak zorunda kalınca sistem bir kolaylık değil, ek bir iş yükü haline geldi.

4.3. Rakibinin Sistemine Veri Koyar mısın?

Bütün bu sorunların altında daha derin bir mesele yatıyordu. Rakipler platforma katılmıştı, ama katılmak ile gerçekten veri paylaşmak aynı şey değildi.

Platformun arkasında diğer denizyolu taşıyıcılarının doğrudan rakibi Maersk vardı. Bu şirketler için TradeLens'e veri koymak, müşteri listelerini, sevkiyat hacimlerini ve rotalarını bir rakibin kurduğu sisteme emanet etmek demekti. Üstelik mesele sadece verinin güvenliği değildi. Platform verileri teknik olarak koruyor olsa bile, kuralları koyan yine Maersk'ti. Bugünkü şartlar yarın değişebilirdi. Bir taşıyıcı için kendi operasyonunu rakibinin altyapısına bağlamak, uzun vadede pazarlık gücünü kaybetmek anlamına geliyordu.

İşin ilginç yanı, diğer büyük taşıyıcılar ve liman işletmecileri bir araya gelerek GSBN adında kendi ortak blokzincir ağlarını kurdu. Yani sorun teknolojide değil, onu kimin kontrol ettiğindeydi. Sektör blokzinciri değil, Maersk'in blokzincirini reddetti.

5.Son

Maersk, kapanış açıklamasında platformun ticari olarak sürdürülebilir olması için gereken küresel sektör iş birliğine ulaşamadığını belirtti. TradeLens 2023'ün ilk çeyreğinde fiilen kapatıldı.

Haber sektörde iki farklı tepkiyle karşılandı. Bir kesim bunu "blokzincirin lojistikte sonu" olarak yorumladı. Diğer kesim ise sorunun teknolojide değil, projenin kurgusunda olduğunu savundu.

6.Peki Gerçek Neydi?

TradeLens'in hikâyesine bakınca, çatlakların neredeyse hiçbirinin teknolojinin kendisinden kaynaklanmadığını görüyoruz. Sistem çalışıyordu. Çalışmayan şey güven, katılım ve iş modeliydi.

Bu hikâyeden çıkan en önemli ders şu: Birbirine rakip şirketlerin ortak kullanacağı bir altyapıyı, o rakiplerden hiçbiri sahiplenemez. Yine de TradeLens boşa gitmiş bir deneme değildi. Sektörün belge dijitalleşmesini ciddi şekilde konuşmaya başlamasında önemli bir rol oynadı. Bugün dijital konşimento ve ortak veri standartları üzerine yürütülen çalışmalar, bu deneyimden çıkarılan derslerin üzerine kuruluyor.

7.Geriye Kalan Soru

TradeLens geride bir soru bıraktı: Veriyi paylaşmadan güven kurmak mümkün mü?

O gün bu imkânsız görünüyordu. Ama teknoloji o günden beri çok yol kat etti. Bir sonraki yazıda, imkânsız görüneni konuşacağız.

Teknoloji & DijitalleşmeLojistikTedarik ZinciriDış TicaretDenizcilik

Bu yazıyı paylaşın

Bağlantıyı kopyalayabilir ya da yazıyı LinkedIn, X, WhatsApp veya e-posta ile gönderebilirsiniz.

Bu yazı üyenin kendi görüşüdür. LogisticsIQ içeriğin doğruluğunu taahhüt etmez; hukuki, gümrük veya ticari bir tavsiye değildir.

Yorumlar

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk sen yaz.